Son güncellenme :15.03.2012 18:16

Anasayfa > Manşet Haberler, Politika > Aydoğan Vatandaş’tan Barnabas İncil’i açıklamaları

15.03.2012 Per, 18:16

No Gravatar

Araştırmacı yazar Aydoğan Vatandaş, kayıp kitap Barnabas İncil’i hakkında konuştu ve önemli açıklamalarda bulundu…

Engin Dinç’in röportajı:

Türkiye’nin gündemine yeniden giren Barnabas İncili ile ilgili spekülasyonlar bitmiyor. Son olarak geçtiğimiz aylarda Etnoğrafya Müzesi’ne teslim edilen Haç sembollü bir kitabın Barnabas İncili olduğu iddia edilmiş, bu iddia Prof. Hamza Hocaoğlu tarafından yalanlanmıştı.

Barnabas İncili konusu yeniden gündeme oturunca ise Takvim Gazetesi’nden Emin Pazarcı, eski BBP lideri rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile Esad Coşan Hocaefendi’nin vefatlarını da bu esrarengiz kitapla ilişkilendiren yazılar yazdı. Barnabas İncili yeniden bu şekilde gündeme gelince biz de konuyu, “Kayıp Kitap Barnabas’ın Sırrı” ve “Apokrifal” adlı kitapların yazarı, gazeteci Aydoğan Vatandaş’la mail yoluyla bir söyleşi gerçekleştirdik.

BARNABAS İNCİLİ HALKTAN GİZLENMESİ GEREKEN KİTAPLAR LİSTESİNDE

Siz Barnabas İncili ile ilgili biri Roman ‘Kayıp Kitap Barnabas’ın Sırrı’ diğeri de ‘Apokrifal- adında iki kitap yazdınız. Nedir bu Barnabas İncili konusu?

Aziz Barnabas  1.yüzyılda bugünkü Mağusa yakınlarında bulunan Salamis’te yaşayan varlıklı Yahudi bir ailenin çocuğuydu ve asıl adı da Joseph’ti. Yolu Kudüs’e düşünce, orada Hz. İsa ile tanıştı. Havarilerden biri olan Judas’ın ihaneti sonrasında Barnabas’ın Havari olduğuna inananlar olduğu gibi, bunu kabul etmeyenler de var. M.S 75 yılında Salamis’te öldüğüne inanılıyor. Mezarı MS 477 yılında, Salamis yakınlarında bulundu. Cesedin bozulmamış olduğu ve göğsünün üzerinde, azizin el yazması bir İncil’in olduğu gibi durduğu iddia edilmiştir. Kıbrıs Başpiskoposu Anthemios, ceset ve İncil’i, Bizans’a götürüp, İmparator Zeno’ya sundu. Bizans imparatoru, bu olaydan sonra, Kıbrıs Kilisesi’ne bağımsızlık verdi.

Peki Barnabas’ın bir İncil yazdığının kanıtı var mı?

Var tabi. Hem de iki tane. Hristiyanlık tarihinde apokrif yani halktan gizlenmesi gereken kitapların listelendiği ‘Decretum Gelasianum olarak bilinen 6. yüzyıl Güney Gal listesi’, ile ‘Altmış Kanonik Kitabın Kataloğu olarak bilinen 7. yüzyıl Bizans listesi.’ Bu listeler Barnabas’ın da bir İncil yazdığını kesin olarak ortaya koyuyor.

 

SAHTE İNCİLİ BARNABAS İNCİLİ’NİN ORTAYA ÇIKMASINDAN KORKAN YAZMIŞ OLABİLİR

Ancak Hristiyanlar Barnabas İncili’nin sahte olduğunu söylüyorlar.

Piyasada, İtalyanca’dan Canon ve Ragg tarafından İngilizce’ye çevrilmiş ve 1907′de Oxford Üniversitesi matbaasında basılmış olan ve Aziz Barnabas’a atfedilen bir İncil var. Biri British Museum’da, diğeri de Washington Kongre Kütüphanesi’ndeydi.

Kongre Kütüphanesi’nden kitabın bir mikro-film kopyası ele geçirildi ve İngilizce çevirinin yeni bir baskısı Pakistan’da yapıldı. İşte bu İncil’de 1988’de Türkçe’ye çevrildi.

Hristiyanlar bu İncil’in sahte olduğu konusunda haklı olabilirler ama Müslümanlar tarafından yazıldığı konusunda haksızdırlar. Zira bu İncil’de Mesih’in Hz. Muhammed olduğu yazılıdır ki Kuran’ı biraz bilen bir Müslüman Kuran’da sadece Hz. İsa’dan Mesih olarak bahsedildiğini bilir. Dolayısıyla bu İncil’i bir Müslümanın yazmış olduğu düşünülemez.

Sizin teziniz ne peki?

Bence bu sahte İncil’i günün birinde gerçek Barnabas İncil’inin ortaya çıkması konusunda kaygı duyan birileri yazmış olabilir kafa karışıklığına neden olmak için. Nitekim bu kafa karışıklığı yaşanmaktadır da.

Biraz açabilir misiniz bu konuyu?

1980’lerin başında o dönemde Hakkari sınırları içerisinde bugün Şırnak sınırları içinde kalan Uludere’de bir mağarada köylüler tarafından bir İncil bulundu. Bu İncil önce Babat aşireti reisi Ferhan Babat’ın eline geçti. Sonra tarihi eser kaçakçılığı bağlamında Jandarma’nın ardından da Özel Harp Dairesi’nin eline geçti. Özel Harp Dairesi üzerinden de İncil’in bir kısmı Türkiye’nin belki de tek Aramice uzmanı Dr. Hamza Hocagil’e tercüme ettirildi. Hocagil o dönemde bu bilgiyi Zaman Gazetesi’nden bir gazeteciyle paylaşınca tercüme süreci durduruldu. Hakkari’de bulunan İncil’in son sayfasında Aziz Barnabas’ın yazdığı diğer 3 İncil’in de bulundukları yerler tasvir edilmişti ve benim bilgilerime göre bu İncil’lerin 2’si bulundu. Hocagil tercüme sırasında bu İncil’in Aziz Barnabas tarafından yazıldığını tespit etti. İşte bu İncil’den bahsedildiği zaman bile konuyu derinlemesine bilmeyenler, hemen Ortaçağ eserine atıfta bulunup bu İncil’in sahte olduğunu iddia ediyorlar.

BARNABAS İNCİLİ, HZ. MUHAMMED’DEN BAHSEDİLİYOR

Peki Ankara adliyesinde bulunan İncil, Hakkari’de bulunan İncil ya da bahsettiğiniz diğer nüshalardan biri olabilir mi?

Kitabın 1500 yıllık olduğu söylendi ancak bunun delili yok yani herhangi bir karbon testi yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Ancak kitabın Aramice ve Süryanice yazılmış olması bunu düşündürttü. Zira Dr. Hocagil’in bir kısmını tercüme ettiği eser de Aramice ve Süryani alfabesiyle yazılmıştı. Ancak Hocagil bu İncil’in tercümesini yaptığı İncil olmadığını söylüyor. Hocagil’in tercüme ettiği İncil şöyle başlıyordu.

‘Ben Kıbrıslı Barnabius… Tespihe layık âlemlerin Rabbinden bir bütün olarak, Ruhül Kudüs’le Meşaha’ya vahyolunanı tıpkı İsa’dan duyduğum gibi, sadakatle 48 gök yılları sonunda, dördüncü nüsha olarak aynen yazıyorum.” Bu İncil’de bir de şöyle bir ayet vardı. ‘Senden sonra bir peygamber gelecek ona tabi olanlar, dolgun başaklar gibi olacaklar.’ İşte bu ayetle Fetih suresi arasında bir bağlantı var.

Nasıl?

Fetih suresi 29. ayette aynen şöyle deniyor.  Hz. Muhammed’e tabi olanların vasıfları şöyle anlatılıyor: ‘Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider.’

Hocagil’in tercümesini yaptığı bu ayette Kuran’daki bu ayetle uyum içindedir. Aslında Kuran günün birinde ortaya çıkması muhtemel bir İncil’in otantik olup olmadığı konusunda bize bir işaret veriyor.

BARNABAS İNCİLİ ÖZEL HARP DAİRESİ’NDE KORUNUYORDU

Nerede şu an bu İncil?

Dr. Hocagil’e göre en son Özel Harp Dairesi’nde korunuyordu bana anlatımına göre en azından 2000 yılına kadar. 1984 yılında bu İncil’in bulunduğuna ilişkin gazete küpürleri de elimizde. Ancak o dönemde bu İncil’in hikayesinin izi sürülmemiş. Tam bir perdeleme yapılmış. Ben işte Apokrifal’de bunun izini sürdüm.

Barnabas İncili’nin Hristiyanlık için önemi nedir?

Birinci yüzyıla ait Hz. İsa’nın konuştuğu dil olan Aramice bir İncil Hz. İsa ile ilgili Hristiyan dünyasındaki tüm genel kabulleri ve paradigmaları değiştirebilir. Hristiyanlık kendisini yeniden tanımlamak zorunda kalabilir. Hristiyanlık, İslam’a tasaffi edebilir. İncil, Kuran’a tabi olabilir. Mesih ‘kelamdır.’ Mesihin kitabının ortaya çıkışı bizzat Mesih’in zuhuru gibidir ve de elbette ki önemli bir Kıyamet alametidir.

Genelkurmay neden hiç bir açıklama yapmıyor bu konuda?

Şimdi gazete arşivleri ortada. Bu haberleri o tarihte yazan gazeteciler hala hayatta. Bu İncil’i Özel Harp Dairesi’nin kontrolünde tercüme eden Hoca hala hayatta. Bu yüzden cezaevine giren köylüler hayatta. O dönemde o bölgede bu hadiseye tanıklık eden kolluk güçleri, adli erkan, halktan insanlar hayatta. Bana o bölgeden yazan insanlar da oldu bu hadiseyi. Yok dense, ‘nerede o zaman’ diye sorulacak. Var dense, o zaman verin denecek. Susuluyorsa, bu bir devlet politikası olmalı. Ya da vakti gelmemiş olabilir. Ama en kötüsü bu İncil’i bazı kişilerin satmış olma ihtimaldir ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. Türkiye coğrafi özelliği nedeniyle tarihi eser kaçakçılığının merkezi konumunda bir ülke. Böyle bir pazar var Türkiye’de. Devlet imkanları olan bazı insanlar bu pazarda tarihi eser kaçakçıları ile beraber hareket etmiş ya da ediyor olabilir.

“SEN HRİSTİYAN DÜNYASININ AYAĞININ ALTINDAKİ HALIYI ÇEKMEYE ÇALIŞIYORSUN”

Eski Kültür Bakanı Atilla Koç’un Barnabas İncili’ni sinema filmi yapmak isteğinize “Sen Hristiyan dünyasının ayağının altındaki halıyı çekmeye çalışıyorsun. Biz bu işte olmayız” mealinde sözlerle yanıt verdiği iddiası var.  Anlatır mısınız bu konuyu?

2005 yılında benim Asala Operasyonları adında bir kitabım yayınlandı Alfa Yayınlarından. Alfa Yayınlarının sahibi Faruk Bayrak o dönemde AK Parti Milletvekili’ydi. Senaryomu ona götürmüştüm ilkin. Kendileri de bana yakında Bakan Bey gelecek ona bahsedersin demişti projeden. Öyle de oldu. Bakan Bey’in yanında Hüseyin Besli Bey de vardı. Yanı sıra bazı yayın evlerinin sahipleri vardı. Orada açtım konuyu. Aynen sorunuzdaki gibi yaşanmıştır olay.

MUHSİN YAZICIOĞLU BARNABAS İNCİLİ’Nİ FİLM YAPMAK İSTİYORDU

Takvim gazetesi yazarı Emin Pazarcı sizin Muhsin Yazıcıoğlu ile Barnabas İncili’nin sinema filmi yapılması için bir toplantı yaptığını yazdı. Siz de bunu Twitter’dan doğruladınız. Sizce Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadetinde Barnabas İncili ile ilgili bu çalışmanın etkisi olabilir mi?

Emin Bey her bir satırına kadar doğru yazdı. 2008 yılı Aralık sonunda Muhsin Bey’e yakınlığı ile bilinen Yakup Demirkale benimle bu konuyla ilgili görüşmek istedi. Sanırım şimdi Parti’de de görevi var. Amerika’dan atladım geldim. Önce Beşiktaş’ta Dedeman Otel’de görüştük. Bir kaç gün sonra Ankara’ya geçtim. Muhsin Bey TV 8′de bir programa katılacaktı. Kendisine konuyu baştan sona anlattım 40 dakika kadar. Ferhan Babat’ın adını duyunca, ‘oğlu Hazım Babat’ arkadaşımızdır dedi. İncil ilk önce Ferhan Babat’ın eline geçmişti. Babat 1986 yılında hayatını kaybetmiş. Nasıl öldüğünü araştırdım ama pek bir şey bulamadım. Ondan sonra yerine oğlu Hazım Babat geçti. Muhsin Bey acaba bu konuyla ilgili Hazım Babat ile temasa geçti mi bilmiyorum. Muhsin Bey bana bu konuda ne yapabiliriz diye sordu. Ben de kendilerinin milletvekili olduğunu bu konuyu meclis gündemine getirebileceğini söyledim. Ama daha çok belgesel ya da sinema fikri üzerinde durdu. Sonra bana sinema konusunda karar kıldığı söylendi. Hala tüm yazışmalar duruyor bende.

Muhsin Bey’in helikopteri düşmeden 2 gün önce bir aktör-yapımcı ve de bir de iş adamı ile bu proje üzerinde konuşmuş. Apokrifal adlı kitabımı masanın üzerine koyarak bunu sinema yapmamız lazım demiş. Bu iki kişi 2011 Haziran ayında benimle görüştüler ve bana bu görüşmelerinin tüm detaylarını anlattılar. Ben bu konuyu kitabımın yeni baskısında anlatabilirdim ama spekülasyona neden olmamak ve kitabımın satışı için bu konuyu eklediğimin düşünülmemesi ve soruşturmayı yönlendirmemek için bu konuyu yazmadım.  Bunu yapsaydım kitabım satış rekorları kırardı. Ancak bir soruşturmada önemli olan delillerden faillere ulaşmak olmalıdır. Ama anlatılanlar doğrudur. Muhsin Bey bu işin içindeydi. BBP yöneticileri konuya vakıf olmayabilir. Bunu saygıyla karşılıyorum. Diğer taraftan helikopterinin bu yüzden düşürüldüğü iddiası da gerçekten çok iddialı olur ve bu iddianın kuşkusuz delilleri gerekir.

Bu konuda Emin Pazarcı’nın dile getirdiği bir başka çarpıcı iddia da Esad Coşan Hoca’nın da vefatının da Barnabas İncili ile ilgili olduğu yönünde… Siz bu ihtimali nasıl değerlendiriyorsunuz?

Allah rahmet eylesin. Esad Coşan Hoca Efendi’nin 1995 senesinde elini öpmek ve hayır duasını almak nasip olmuştu. Yurt dışından gelen bir heyete mihmandarlık yapmıştım ve görüşmelerine tercümanlık yaptığımı hatırlıyorum. Ama Barnabas İncili konusuyla ilgili olduğunu hiç duymadım ve de hangi düzeyde konunun içinde olduğu bilgisine sahip değilim. Söyleyeceklerim spekülasyonun ötesine geçmez.

BARNABAS’IN MEZARI 1996 YILINDA SOYULDU

Barnabas İncili ilgili bir başka çarpıcı iddia da Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu’ndaki Kozmik Oda’da yapılan aramalarda bu kitabın da oradan alınmış olabileceği. Sizce böyle bir ihtimal var mı?

Böyle bir bilgiye sahip değilim. Ne söylesem spekülasyon olur.

Barnabas’ın mezarına ne oldu?

1996 yılında soyuldu. Olaya Kıbrıs’taki güvenlik güçleri karıştı. Bu olayı tek yazan gazeteci Kutlu Adalı konuyla ilgili yazısından 3 gün sonra evinin önünde öldürüldü.

Peki siz korkmuyor musunuz?

Hiç korkmadım desem yalan olur ama hayatta kaybetmeyi göze alamayanlar sadece korkaklardır. İnsan kanımca 2 şey için ölmeyi göze alabilir. Birisi davasıdır.

 

Kaynak: www.on5yirmi5.com

 

 

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.


9 − = dört