Yükleniyor...
Buradasınız:  Anasayfa  >  Analiz  >  Güncel Yazı

Gezi Parkı Komplosu

Tarafından   /  07 Haziran 2013  /  2 Yorum

No Gravatar

“Türkiye ‘Bahar’ını yaşıyor.” Yabancı Basın ortak dili.

Taksim gezi parkı eylemlerinin başlangıcında Türk Medyası’ndan çok, bu olaya ilgi gösteren yabancı basın oldu. Özellikle Beyaz Saray’dan gelen açıklamadan sonra BBC, Reuters, Cnn ekipleri Taksim’e akın etti. Bin Ali’nin, Kaddafi’nin, Mübarek’in düşerken “Bu, Al Jazeera devrimidir!” diyerek dikkat çektikleri Al Jazeera, bölgeden neredeyse hiç ayrılmadı, web sitelerinde ‘Türkiye Protestoları’ isimli bir blog bile açtı. Yine İngiliz, Alman, Fransız, Yunan basını da bu olaylara sıklıkla yer verdi. Neredeyse hepsi de bir ‘ifade’ ile durumu özetliyordu: Türk Baharı. Peki niçin bu olaylara, ‘Türk Bahar’ı ismini verdiler?

Birkaç büyük sermayecinin hükümete yakın tv kanallarına reklam ambargosu koyduğu biliniyor. Bu sermayeciler arasında, daha öncesinde yerli otomobil mevzusunda hükümetle açıkça sürtüşen Koç Holding de var. Mesut Yılmaz ve Süleyman Demirel’in onayıyla sit alanı olmasına rağmen binlerce ağacı telef ederek bölgeye kurulan Koç Üniversitesi’nin eylemci öğrencileri için final tarihlerini daha ileri bir tarihe atması da, Koç’ların, bu eylemlere destek çıktığının bir başka göstergesi.

Resimdeki kişi Cem Boyner.
Cem Boyner Gezi Parkı

Doğan Grubu’nun ‘alkol düzenlemesi’ tartışmaları başladığında yasayı, sürekli olarak ‘yasak’ diye lanse etmesinin nedeni neydi?

Dünyanın hiçbir yerinde sermaye, bulunduğu ülkenin hükümetiyle (başka bir güçten talimat veya teminat almadığı sürece) ters düşmek istemez esasta.
Peki nasıl olur da sermaye iktidarla ters düşmeyi göze alabildi?
Olaylar sırasında, hala kendi halkına zulüm uygulamakta olan Esad, Erdoğan’ı istifaya çağırıyor, zamanında Pkk’ya finansörlük yapan İran, Erdoğan’ı halkına karşı olmakla suçluyor, Tunus Halk Cephesi Lideri Hamami Erdoğan’la despot olduğu gerekçesiyle görüşmeyi red ediyor. Birçok uluslararası sivil ve siyasi örgütün hükümete yönelik uyarı ve eleştirileri de cabası.

Gezi parkı direnişine destek çıkan yerli isimler yanında dünyaca ünlü sanatçılar, yazarlar, gazeteciler, bilim adamları var. Bunlar arasında en dikkate değer bana kalırsa, 1940’lı yıllarda bir Siyonist gençlik örgütünün liderliğini yapan aktivist Noam Chomsky’dir.
Noam Chomsky

Malumunuz, hükümet ile Gülen cemaati arasında son zamanlarda perde gerisinde bir savaş sürüyor. Fethullah Gülen’in Gezi parkı olayları öncesinde yapmış olduğu konuşmalarda Erdoğan’a yönelik ağır sözleri dikkati çekti. Cemaatin, hükümete cephe alışı, Gezi olaylarının yaşandığı şu sıralar Zaman Gazetesi’nin, Akp’ye yakın olan AA’yla olan anlaşmasını iptal ettiğini açıklaması, Taraf Gazetesi’nden cemaatçi olduğu bilinen yazar Emre Uslu’nun ‘Polise vurun emrini veren Erdoğan’dır yazısı ve yine Zaman Gazetesi’nin Mısır-Kahire Temsilcisi C. Önal’ın Mısır Gazetesi’ne verdiği mülakatta ‘Erdoğan diktatördür’ demesi ile iyice ayyuka çıktı.

Mısır-Kahire Temsilcisi C Önal Mülakatı

Elbette hükümetin bazı ‘dediğim dedik’ kararlarının ve bunlara tepki gösterildiğinde püskürtmesinin ve püskürtme yönteminin savunulacak hiçbir yanı yok. Zaten herşey ‘iletişimsizlik’le başlayıp krize dönüştü ve o kriz de iyi bir şekilde yönetilemedi.

Fakat tüm bu sıralanmış verilerden öyle anlaşılıyor ki, hükümete neredeyse herkes, özellikle birtakım kişiler/kurum/kuruluşlar büyük riskler alma pahasına cephe almış durumda. Fırsatçılık yapan muhalif gruplardan Chp, başı çekiyor. Üstelik Erdoğan’ın ‘Reyhanlı’da Chp’nin parmağı var, belgeleri elimizde’ demesi üzerine, Gezi olaylarıyla beraber gelişigüzel hükümete saldırıyor. Mhp, risk almaktan korkmuş ya da akıllı bir öngörü de bulunmuş olacak ki ‘Gezi’de biz yokuz’ diyor.

Provokatörler, 89 Polis aracını, 42 özel aracı, 4 otobüsü, 18 belediye aracını ve 94 işyerini yaktı. Ekonomiye verilen zarar 20 Milyon TL. Emniyet İstihbaratı’na göre eylemlere yabancı uyruklular da dahil olmak üzere yüzlerce provokatör katılmış. Geçenlerde, gözaltına alınanlardan biri İranlı Shayan Shamloo. Dahası Pkk’yla bağlantısı olan onlarca kişinin gözaltına alındığı iddiası da var.
Çarşamba günü, Taksim Dayanışma Platformu, Bülent Arınç ile görüşüp taleplerini iletti.
Taleplerinde;
– Gezi Parkı’na dokunulmasın
– AKM yıkılmasın
– 3.Köprünün yapımı durdurulsun
– 3.hava alanı yapılmasın
– Kanalİstanbul Projesi iptal edilsin gibi maddeler var.
Olayların başlangıcındaki ‘yeşili ve sembolik yapıları koruma’ yönündeki tepkilerden sebep ilk 3 madde anlaşılabilir fakat Yiğit Bulut’un dikkati çektiği üzere, son iki maddeyi ele alırsak, tepkinin yönü ve esas amacı birden değişiyor. 3.hava alanı yapılırsa, Avrupa’nın yolcu transfer merkezi, Franfurt’tan Türkiye’ye taşınacak. Kanalİstanbul hayata geçtiğinde, İtilaf Devletleri ile zamanında yapılmış olan Möntro Boğazlar Sözleşmesi’nde gizliden İngiltere’ye verilmiş olan boğazlardaki ‘üstünlük’ sona erecek.

Peki Türkiye’yi hava sahasında ve boğazlarda böylesine hakim ve güçlü kılacak projeleri neden istemiyorlar?

Gezi parkı olaylarının, hükümetin ‘dediğim dedik’ tavrına bir tepki olmaktan çıkıp başka amaçlara saptığı yahut saptırıldığı çok açık. Sanırım Mehmet Ali Alabora’nın dediği gibi ‘Mesele sadece Gezi Parkı değil, anlamadın mı?’ Yahut CHPli Birgül Ayman Güler’in dediği gibi “Taksim barış sürecine bir tepkidir” belki de.

Taksim barış sürecine bir tepkidir

Belki de Avrupa’ya olan borcu kapatmak üzere olan II. Abdülhamit’e ve askerlerine baskın yapıldığı ‘Topçu Kışlası’nda benzer bir senaryoyu izliyoruz şu günlerde.

Unutmadan, Bilderberg toplantılarının konusu ‘Türkiye.’

Gül Yardımcıoğlu

07.06.2013

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
QMmediterrian Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mediterrian
Ziyaretçi
mediterrian

Değerli paylaşımınız için teşekkür ederim. Ülkemiz de yerleşik düzen vardı eskiden.Halk Allah’tan korkmazdı jandarmadan korktuğu kadar.Anadolu insanı olan -elitler dışında kalan- ( Bütün halk ) onlar için sadece koyundu, ne verilirse onu yer,ne istenirse onu yaparlardı.Sadece sermayeci vampirlerin ürettiklerini tüketirler,dünyadan bi haber insanlık dışı şartlar altında yaşamak zorunda bırakılırlardı…Eğitim de planlı olarak ticaret ve yabancı dil öğretilmemek üzere yapılırdı.Elitlerin ve sömürgenlerin çocukları Amerika da,avrupa da en iyi üniversitelerde okurlar ve biz koyunları yönetmek üzere programlanırlardı.Çünkü zavallı anne babalarımıza da kanaatkar olup haline şükretmeyi öğretmişlerdi.Koyunlar hastahane kapılarında tedavi için sıra beklerken, tahlil ve film çekimleri için aylar sonrasına gün verilirken hastalar… Read more »

QM
Ziyaretçi
QM

wall street.
tahrir.
taksim.
rabia.
bu meydanlarda dolaşan ruh aynı.
istismara açıktır, manipüle edilerek canavara dönüştürülmüştür ama vardır.

Bunlar da ilgini çekebilir

MASTERS AND SLAVES: The Truth Will Set You Free!

Devamını Oku →